Türk Milletinin Varoluşunun temeli Milli Tarih şuurudur.Türklüğü yok etmek,Tarih sahnesinden silmek veya esaret altına alabilmenin yegane yolu Tarih şuurunu yok etmekle mümkün görünmektedir.Bu geçeği fark eden Türklüğün muarızları çalışmalarını bu istikamette yoğunlaştırmışlardır.Tarihe göz attığımızda ilk karşılaştığımız ve uzun süre,hatta asırlar diyeceğimiz zaman diliminde mücadele ettiğimiz Millet,ÇİNLİLER’dir.Dünyanın Yedi harikasından biri ve en unutulmayanı,yinede TÜRK ATLILARI’nın akınlarına set oluşturamayan ÇİN SEDDİ’dir.İşte Türk Korkusunun ebedi delili olarak var olmaya devam edecek olan o seddin sahipleri Türklüğün ilk muhatap olduğu Düşmanlarıdır.Uzun ve meşakkatli mücadeleler de içimizdeki ihanet,Türk Milletini ÇİN hegomonyası’na sokmaya çalışan HOHANYEH gibi Kağanları da göstermiştir bize.Türklüğün Devletsiz ve İstiklal’siz olamayacağını Bize M:Ö 35 yıllardan bu güne miras bırakan ÇİÇİ Kağanı da göstermiştir.ÇİÇİ Kağan Yalnızca Türklüğün Bağımsızlığını değil,Aynı zamanda Milliyet şuurunu da bize miras bırakmıştır.Tarihi seyir içerisinde baktığımızda Çin’den sonraki tanıştığımız ve ATSIZ HOCA’nın tarifiyle;”Türk çocuklarına sadece TÜRK’ün Mefkuresini değil,MOSKOF Kinini de öğretmeliyiz.”veciz sözünde tarifini bulan RUSYA ve Ruslarla Mücadeleler başlar.Çin’den sonraki ezeli Düşman Ruslardır.Yakın Dönemde ise İngilizler ve diğer Avrupalı Milletler devreye girer.Ancak 20.inci asrın ideolojileri yayılma siyasetinin argümanı olarak kabul gördüğü dönemlerde MAO’yu kendisine Lider,ve MAO’nun Çin’ini de kendisine model olarak alan DOĞU PERİNÇEK nam zavallı,TÜRK MİLLETİ’ni Çin’e Bani kılamasa da,uzun zamandan beri ingiliz entelejansiyasına hizmet etme gayretkeşliğinde melanetleri ne devam etmektedir.
Şenaatlerini gösterme fırsatı bulduğu bu günkü AYDINLIK adlı paçavra da kaleme aldığı ”ABDÜLHAMİT HAYRANI ÜLKÜCÜLÜK VE ABDÜLHAMİTİN ZİNDANLARINDA BÜYÜYEN MİLLİYETÇİLİK”Başlıklı yazısında;1960’larda boy veren Ülkücülük;Kendisini kısa sürede Abdülhamit mirasına bağlamıştır.diyor.Devamla Enver,sabri,Niyazi beylere atıfla,Yusuf Akcura,Ziya Gökalp ve Mustafa Kemal üzerinden Abdülhamit istibdadı’na gönderme yapıyor.Yusuf Akcura bey’in ÜÇ TARZ-I SİYASET adlı eserini Adülhamit Türkiyesinde neşredemediğini yazıya dökerken bile ihanet damarları kabarıyor ve Kadim TÜRK Yurdunu yok sayarak”Baba ocağı Rusya”tabirini kullanabilecek kadar cüretkar olabiliyor.
Abdülhamit ve dönemini incelediğimizde Türk-Cihan Devleti’nin fiili bitiş dönemi olduğunu,Abdülhamit’in de ümmetciliği esas alan,çok dilli,çok dinli ve çok milliyetli bir düşünce yapısında olduğunu görürüz.Bir şeyi daha görürüz.bilerek veya mecburiyetten İngiliz muhipliği.
İçinde bulunduğu şartlar ve Yönetiminde bulunduğu devletin hali Abdülhamit’i mazur görmemize gerekçe olabilir.DOĞU PERİNÇEK’in durumuna baktığımızda karşımıza çıkan gerçekler ve gerekçeler daha vahimdir.Kendisi de siyasi ümmetçiler’le aynı paralel de yani Enternasyonalist.yani gayr-ı milli’dir.MAO’cudur.Yani kadim Türk Düşmanı Çin’in iflah olmaz Muhibbidir.Bu gün ise Yakın dönemin başımızdaki musibeti,Abdülhamit’in zaruretten bağlandığı ingiliz Muhipliğinin gönüllü Banisidir DOĞU PERİNÇEK.İngiliz entelejansiyasına intisap etmekle şereflenen değerler fukarası,bütün bunları yaparken suret-i hak’tan görünerek yegane düşüncesini ”HER ŞEY TÜRK İÇİN;TÜRK’E GÖRE;TÜRK TARAFINDAN”veciz sözüyle ifade eden ve TürkMilletinin Ebed Müddet varlık kavgası veren Ülkücü Harekete ve Başbuğumuz ALPARSLAN TÜRKEŞ’e dil uzatması içinde bulunduğumuz şu günlerde çok manidardır.Bu İhanet odağından çıkan sesin sahibinin sesi mi demeden geçemiyor insan.Haydi hayırlısı .
MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ GENEL BAŞKANI
DEVLET BAHÇELİFACEBOOKTA BİZ